Laikliği savunmak kabahat oldu: Eğitim-İş Genel Başkanı Özbay’a tehdit yağdı

Laikliği savunmak kabahat oldu: Eğitim-İş Genel Başkanı Özbay’a tehdit yağdı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayı dolayısıyla okullarda uygulanmak üzere gönderdiği dini içerikli etkinlik genelgesi, kamuoyunda tepki çekmeye devam ediyor. Eğitim-İş Sendikası, söz konusu uygulamaların anayasada yer alan laiklik ilkesine ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na açıkça aykırı olduğunu savunarak karara karşı duracaklarını ilan etmişti. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, yurdun farklı kentlerinden yaptığı çağrılarla bu uygulamaların pedagojik açıdan sakıncalı olduğunu ve hiçbir vicdanlı öğretmenin bu tür bir dayatmayı kabul edemeyeceğini belirtmişti. Özbay’ın açıklamaları sonrasında sosyal medya ve bazı medya organlarında kendisine yönelik hakaret ve tehdide varan ifadeler kullanıldı. Konuya dair soL’a konuşan Özbay, laikliği savunmanın suç gibi gösterilmeye çalışıldığını ifade etti. Kararımız son derece nettir Yaşanan süreci ve sendikanın tavrını aktaran Kadem Özbay, hukuki sürecin başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: Kararımız son derece nettir. Açıklamamızda da belirttiğimiz gibi, bu ülkenin anayasasında yer alan laiklik ilkesine ve pedagojik açıdan eğitim bilimlerinin gereklerine dayanarak kimsenin bu şekilde zorlanamayacağını ifade ettik ve bu yönde bir karar alarak kamuoyuyla paylaştık. Milli Eğitim Bakanı her ne kadar gönüllülük esasından bahsetse de, bakanlığın talimatlarının pratikte bir gönüllülük teşkil etmeyeceğini bildiğimiz için üyelerimizin ve çocukların zorlanmaması adına bu durumu karar altına aldık. Ayrıca anayasaya ve Milli Eğitim Temel Kanununa açıkça aykırı olan bu uygulamalara karşı hukuk birimimiz aracılığıyla dava açma sürecini başlattık." 'Doğrudan aranarak tehdit edildim' Eğitim-İş’in 16 Şubat tarihinde yayımladığı "Eğitimdeki Çöküş İnanç Üzerinden Örtülemez: Okul Eğitimindir, İnanç Bireyin Alanıdır" başlıklı açıklamanın ardından sistematik bir saldırı başladığını dile getiren Özbay, şunları söyledi: Bu açıklamayı yapmamızın ardından sosyal medya üzerinden başlayan ve sonrasında bazı televizyon kanallarında devam eden bir saldırı dalgasına maruz kaldık. İsmim doğrudan kullanılarak din, Müslümanlık ve Türk düşmanı olduğumuza dair asılsız ithamlar öne sürüldü. Bazı yazarlar ve sendika temsilcileri, fotoğrafımın yer aldığı görsellerle toplumun değerlerine karşı olduğumuz yönünde paylaşımlar yaptılar. Hatta bazı şube başkanları tarafından açıkça tehdit edildim ve özel mesajlar yoluyla 'kendine dikkat et' gibi ifadelerle hedef gösterildim. Hem şahıs olarak hem de sendikal kimliğimizle bu tür bir saldırı altındayız." Okullarda dağıtılan çizelgelerde öğrencilerin tuttukları oruçları ve ettikleri duaların çetelesini tutması isteniyor. Etkinlik değil fişleme İtirazlarının dini değerlere değil, bu sürecin bir baskı aracına dönüştürülmesine olduğunu vurgulayan Özbay, okullarda yaşanabilecek risklere dikkat çekti: Toplumda farklı inanç düzeylerine sahip insanlar, Aleviler, Hıristiyanlar veya hiçbir dine inanmayanlar olabilir; okul bu tür ayrışmaların tetikleneceği bir yer değildir. Özellikle okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki çocuklara 'iftar sofranı resmet' veya 'cami resmi çiz' gibi ödevler verilmesi, ailelerin ekonomik durumuna kadar uzanan bir fişleme riskini beraberinde getirmektedir. Antalya gibi illerde okul müdürlerinin kendi inisiyatifleriyle çeteleler oluşturduğunu ve bu durumun pansiyonlu okullarda yemek yemeyen veya sağlık sorunu olan çocuklar üzerinde akran zorbalığına yol açacağını görüyoruz." 'Öğretmenlerin görevi iftar takibi değildir' Milli Eğitim Bakanlığı’nın asıl önceliğinin çocukların yetersiz beslenme sorunu olması gerektiğini belirten Kadem Özbay, açıklamasını şöyle sürdürdü: Milli Eğitim Bakanı ve mevcut iktidar, toplumsal fay hatlarını harekete geçirecek tehlikeli bir alana girmektedir. Bize yönelik yapılan 'Noel kutluyorlar' gibi asılsız iddiaların hiçbir gerçekliği yoktur; biz okullarda herhangi bir dini dayatmanın yapılmasına karşıyız. Çocuğun gelişim süreçleri ve ailesinden gelen kültürel mirası saygındır; ancak okulun görevi belli bir inancı dayatmak değil, pedagojik sınırlar içinde kalmaktır. Öğretmenlerin görev tanımı iftar sofralarını takip etmek veya aileleri fişlemek değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, çocukların okullarda bir öğün yemek yemeden nasıl ayakta durduğunu ve aile bütçelerinin durumunu araştırmak yerine bu tür ayrıştırıcı uygulamalarla meşgul olmaktadır. Anayasanın laiklik ilkesine aykırı olan bu baskı ve dışlama süreci, çocukların pedagojik gelişimine zarar vermektedir." Özbay, bu tür baskıların kendilerini yıldırmayacağını; laik, çağdaş ve kamucu bir eğitim mücadelesine kararlılıkla devam edeceklerini belirtti.

Başkan Erdoğan'dan 168 ismin "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" açıklamasına sert tepki: "Eyvallah etmeyeceğiz"

Başkan Erdoğan'dan 168 ismin "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" açıklamasına sert tepki: "Eyvallah etmeyeceğiz"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 'Valiler Buluşması' programında önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan öncesi Müslümanlara Gazze çağrısı yapana Başkan Erdoğan, 'Cenab-ı Allah'ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.' dedi. Başkan Erdoğan, yayınladıkları 'Laikliği Birlikte Savunuyoruz' bildirisiyle milyonların Ramazan sevincini hedef 168 hadsize sert tepki göstererek, 'Yayınladıkları bildirlerle Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasında nifak sokmasına eyvallah etmeyeceğiz.' dedi.

[İZLE] Bodrum'da fırtına sahil şeridini vurdu: İşletmelerde ağır hasar

[İZLE] Bodrum'da fırtına sahil şeridini vurdu: İşletmelerde ağır hasar

Bodrum'da gece saatlerinde etkisini artıran şiddetli fırtına ve dev dalgalar, Gümüşlük ve Yalıkavak sahillerindeki işletmeleri yerle bir ederek büyük çaplı maddi hasara yol açtı. Yalıkavak’ta devasa reklam panoları devrilirken, Gümüşlük’te 5-6 metreyi bulan dalgalar dükkan camlarını parçaladı, ahşap platformları yıktı ve işletmeleri su altında bıraktı.

Erdoğan Kılıçdaroğlu'nu övdü! Özgür Özel'i yerden yere vurdu

Erdoğan Kılıçdaroğlu'nu övdü! Özgür Özel'i yerden yere vurdu

Erdoğan, Etiyopya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretin ardından Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta Kılıçdaroğlu CHP'sini özlemle andı. 'O dönemde herhangi bir sıkıntı yaşamadık' diyen Erdoğan, Özgür Özel'le ilgili ise, "Vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı" ifadelerini kullandı.

Gazze Barış Kurulu'nun ilk toplantısı yarın ABD'de! Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek

Gazze Barış Kurulu'nun ilk toplantısı yarın ABD'de! Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, yarın Washington'da düzenlenecek Barış Kurulunun ilk toplantısına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen iştirak edecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan'ın toplantıda yapacağı hitapta Filistin meselesinin çözümüne yönelik çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ve Türkiye'nin bu doğrultudaki girişimlere desteğini ifade etmesi bekleniyor. TÜRKİYE KATKI SAĞLAMAYA HAZIR Bakan Fidan'ın İsrail'in ateşkes ihlallerine ve insani yardımların kesintisiz ve yeterli miktarda ulaştırılmasını engellemeye yönelik uygulamalarına son vermesi gerektiğini belirtmesi beklenen toplantıda, Türkiye'nin Gazze'de insani yardım sağlamayı sürdüreceğini ve yeniden imar faaliyetlerine katkı sağlamaya hazır olduğunu kaydetmesi öngörülüyor. Türkiye'nin, Gazze'de Filistin halkının haklarının korunmasını ve güvenliğinin sağlanmasını teminen tesis edilecek uluslararası mekanizmalarda yer alma iradesini yinelemesi öngörülen Bakan Fidan'ın, Batı Şeria'da İsrail'in baskılarına, artan yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve yerleşimci şiddetine karşı bir an evvel harekete geçilmesi gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Bakan Fidan'ın ayrıca Türkiye'nin iki devletli çözüm perspektifine yönelik desteğini teyit etmesi öngörülüyor. Barış Kurulunun kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, aynı zamanda Gazze Yürütme Kurulu'nda temsil ediliyor. NE OLMUŞTU? 23 Eylül 2025'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu önde gelen 8 Müslüman lider, ABD Başkanı Donald Trump'la Gazze'de ateşkesin ve barışın sağlanması amacıyla bir görüşme yapmıştı. Söz konusu görüşmenin ardından, ABD Başkanı Trump tarafından bir Barış Planı açıklanmıştı. Barış Planı çerçevesinde 13 Ekim 2025'te düzenlenen Şarm el-Şeyh Barış Zirvesi'nde Türkiye, ABD, Katar ve Mısır tarafından imzalanan ortak bildiriyle ateşkesin sağlandığı duyurulmuş, ateşkes, Barış Planı'nın ilk aşamasını oluşturmuştu. Barış Planı, BM Güvenlik Konseyi'nin 17 Kasım 2025 tarihli ve 2803 sayılı kararıyla kabul edilmişti. 14 Ocak'ta Gazze'nin idaresini üstlenmek üzere 15 Filistinli teknokratın yer aldığı Gazze Yönetimi Ulusal Komitesinin oluşturulduğu açıklanmıştı. Aynı gün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un açıklamasıyla Barış Planının ikinci aşamasına geçildiği ilan edilmişti. 16 Ocak'ta Barış Kurulunun teşkili ve ilgili organlarda yer alacak isimler duyurulmuş, bu kapsamda Barış Kurulu, Yürütme Kurulu, Yüksek Temsilcilik Ofisi, Gazze Yürütme Kurulu ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kurulmuştu. Bakan Fidan, 22 Ocak'ta İsviçre'nin Davos şehrinde düzenlenen imza törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı temsilen katılarak Barış Kurulu Şartı'nı imzalamıştı.